![]()
![]()

*Hayaller farkli yonlere surukler bazen ayni cati altindaki fertleri; bedenen yakinliklari kadar hayalen uzaktirlar birbirlerine; cunku hayaller daima ufuklarin otesinde ve her hayal de farkli bir ufuktan gulumser..
*Hayaller, "bir gun" ile, "belki" ile, kisacasi umitlerle beslenir; hayallerin kirildigi nokta ile hayallere kavusma noktasinin aslinda ayni noktalar oldugu anlasildiginda ise..
*cunku; "bir hayaldir yasamak"
..
Yan taraftaki kultur evinin onundeki heykeli gorunce, ici daraldi Engin'in. elinde kitap tutmus, gri mermerden yapilmis ic karartici bir heykeldi bu. Fotograflari gunumuze gelebilmis insanlarin heykelinin yapilmasini anliyordu da; boyle elde tek bir fotografinin, dis gorunusuyle ilgili hicbir bilginin bulunmadigi birinin heykelinin neye gore yapildigini hic anlayamiyordu. Hele de Yunus Emre gibi, halkin evliya makamina yukselttigi bir buyuk zatin heykelini yapmaya ne gerek vardi. Insanlarin hayallerine sinir koymaya kimin hakki vardi?
Mukaddes Yakay
.............................
okudugum ana kitaplarin yani sira okudugum ara kitaplardan biri..ve ilgimi ceken birkac nokta. "hayallerimizde ki insanlar".. benim icin en cok radyoda program yapan sunucular.
sesiyle tanisikligim olan, yalnizca ses tonuyla ve kelimeleriyle duygu ve dusunlerini bildigim, hissettigim insanlar..
simdiye kadar radyodan taniyipda gordugumde hayal kirikligina ugramadigim birisi olmadi sanirim:) ve artik onlari gormek istemiyorum. gormeme gerek de yok.
benim icin televizyondan ustundur radyo. Ayri bir zevk verir insana.
oyle ki işitme faaliyeti insanın onemli bir etkinligidir. Bu hikmeten dolayi (Allahu a’lem) Kuran-ı Kerimdeki ayetlerde ‘Semi’ kelimesi ‘Alim’ ve ‘Basir’ kelimelerinden önce gelmektedir,’Allah şüphesiz her şeyı hakkıyla işitir ve görür’(4/58, 17/1,42/11) ‘ O işitendir ve bilendir’ (2/137,2/256,8/17,49/1) yine ‘işittik ve itaat ettik’(2/285,24/51) ifadelerini okumusuzdur. elbette; kulak kesilmek, kendini vermek, tam manasi ile olaya vakif olmak demektir.
yoksa bir kulaktan girenin digerinden cikacagi malumdur. Bakmak değil, önemli olan ‘görmek’ olduğu gibi, duymak değil, dinlemek ve işitmektir asıl maksat.
hani anlatilir ya, Harun Resid in meczub kardesi Behlul Dane hz. elinde 3 kuru kafayla gezermis. nasihat vermek istedigi birinin dukkanina girer ve elinde ki sopayi 1.kuru kafanin kulagina sokmayi dener ama kulagindan gecmez. 2.cisinde ise bir kulaktan giren sopa diger kulaktan disari cikar. 3.cusunde ise ortaya kadar gelir ve orda kalir. ondan sonra baslar akil vermeye ; "iste tam boyle ol"
* kalbe giden yolun her zaman mideden gecmediginin delilidir:)
*bu gune kadar sadece 1 heykeli sevimli ve sicak buldum. resmini ceker cekmez paylasacagim sizlerle..
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|