26/2/2008
Bagrima bastigim bir sey yok..

Sürdürüyorum ağlamayı boş geçen günlerime
geçirdim tüm zamanımı
uğraşlarla ölümlü ve acı veren
bilmedim uçmayı kanatlarıma rağmen
Sen
ki görüyorsun yakışıksız kusurlarımı dine karşı,
ey göklerin kralı,
gözün görmediği ve ölümsüz
yardım et yolundan sapmış yüreğime ve
hatalara açık
gider kusurlarını o engin hoşgörünle
öyle ki, savaşta ya
da fırtınalarda yaşamış olsam da/barış içinde ve huzur limanında ölmek
isterim
yaşam boşuna geçmiş olsa da, ölüm onurlu olsun en azından.
Bana
arta kalan o birkaç günümü yaşamak
ve ardından ölmek için, gerektiği
biçimde yardım elini uzat:
sen de biliyorsun ki yoktur kimsem senden
başka.
Petrarca
Yorum (3)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
14/12/2007

"Sakin ol, Ebu Said.." diye devam ediyor Zeyd ve eliyle gogu gostererek, "Suraya bak; isikli bir yol goruyor musun orada?"
Saskinlikla bakiyor Ebu Said. Elimde olmadan ben
de Zeyd'in isaret parmagini takip ediyor ve gozlerimi gogun bir ucundan
oteki ucuna uzanan o solgun bulanik yola ceviriyorum. Samanyolu bu.
Fakat col irfaninda, bedeviler bunu, Allah'a ve elem dolu kalbinin
sesine boyun egerek bir oglunu kurban etmek uzere bicagini kaldirdigi
zaman Ibrahim'e gonderilen semavi kocun arkasinda biraktigi iz olarak
bilirler.
Kocun yolu, bir kerem ve merhamet sembolu olarak sonsuza
kadar goklerde kalacak; insan kalbinin istiraplarini dindirmek icin
gonderilen ilahi devanin hatirasi olarak.. Ve sonra gelenler icin de
bir teselli olarak, colde bir basina kalan ya da yolunu kaybedenler
icin. Ve kendi hayatlarinin issizliginda sendeleyen, dovunerek aci
ceken baskalari icin...
Zeyd, parmagiyla gogu gostererek, agirbasli ama ayni zamanda
alcak gonullu bir sesle, ancak Arabin konusabilecegi bir tarzda devam
ediyor: "Bu yol, efendimiz Ibrahim'e, tam oglunu kurban edecegi sirada
Allah tarafindan gonderilen kurbanlik kocun yoludur. Allah, merhametini
boyle gostermek istemisti o kuluna...
Seni unutacagini mi zannediyorsun..?" Zeyd'in yatistirici
sozleri karsisinda Ebu Said'in yuzu, cocuksu bir merak icinde yumusuyor
ve gorunur bicimde sakinlesiyor. Hocasini izleyen kucuk bir ogrenci
gibi dikkatle goge bakiyor ve orada kendi umitsizligine bir cevap
bulmaya calisiyor.
Mekkeye Giden Yol
Muhammed Esed
Yorum (5)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
20/11/2007
|
Şam Kitabı
Yetmedi,
size Şâm-ı Şerîf'te adım adım mihmandarlık yaptım. Sokak sokak
gezdirdim size Şam'ı. "Şam Gezi Rehberi" olarak da adlandırılabilecek
bu üçüncü bölümde, anlattıklarımı görsel malzemelerle, harita ve
krokilerle destekledim. İlk defa giden biri bile, Şam'daki
ziyaretgâhları avucunun içi gibi bilsin istedim.
Kitabın dördüncü bölümünde Şam'ın sosyal, dinî ve kültürel hayatına
dair gözlemlerimi aktardım. Ve nihayet, son bölümde, Şam hakkında
çeşitli dergilerde ve internet ortamında yazdığım yazılardan yaptığım
bir seçkiyle hikâyemi sona erdirdim.
Elbette Şam hakkındaki her şey değil benim yazdıklarım. Bir çift gözün
görebildikleri sadece. Unutulmamalı ki, kaç çift göz gördüyse, o kadar
Şam var. Okuyacaklarınız, benim penceremden görünen Şam. TAHA KILINC
|
Buyuk bir zevkle okudum. Ara ara Suriye'li tanidiklar geldi gozumun onune..Kitabi bir arkadasimdan almistim(kendisi henuz okumamisti) ve bitirdikten sonra biraz arastirma yaptim. Suriye resimlerine bakarken daha evvel gormus gibi hissettim kendimi. Asina oldugum sokaklara bakar gibiydim. Hersey oylesine tanidikti ki..Ve yazarin bazi satirlari kazindi zihnime iste size birkac ornek satir;
*Seyh Ratib ve laf arasinda soyleyiverdigi iki sey bence o aksamin bercesteleriydi;
"Ashab eger Islam'i bizim gibi anlasalardi, Islam Mekke'den cikamazdi."
"Bazilari olulere Kur'an okuyunca ulasip ulasmadigini tartisiyor. Ben buna hayret ediyorum. Kur'an'i olulerden once dirilere ulastirmamiz lazim!"
"Kabul ettigin seyi ancak bir delille kabul et; reddettigin seyi de ancak bir delille reddet!"
*Mescid tek kelimeyle muhtesemdi. Her renkten, her irktan, her boydan yuzlerce kisi, ust katta bayanlar, pervanelerin firiltilari altinda kiyamdaydilar. Imamin sesi de makami da buyuleyici idi. Hemen tekbir alip bu guzelligin bir ucuna biz de dahil olduk..
*Adam Abdulhamid Han icin "rahimehullah"(Allah ona rahmet etsin) derken sanki babasindan bahseder gibiydi. Bu alicenap babanin evlatlari olarak ummete bakisimizdan utandigimi hissettim.
*Ibn Arabi turbesinin bizim de gordugumuz yaslica bir turbedari var; hikayenin ana kahramani da o. Bir gun turbeye bir kadin gelmis, dua etmis; "kizim imtihana girecek, yardim et!". Turbedar kenarda oturmus sessizce. Biraz sonra bir baska kadin gelip baslamis yalvarmaya; "kizim doguracak, yardim et!". Kadin boyle icli icli niyaz ederken bizim turbedar hisimla uyarmis kadincagizi: "Kadin, Seyh efendi imtihanda!"
*Biz bu topraklara aitiz ya siz..?...Ve Islam cografyasina karsi duygularini, onlarin uzerindeki arizi unsurlara bakarak tayin eden insanlar, asla ask ile baglanamayacaklar bu topraklara. Onlar icin Bagdat Saddam demek olacak. Sam Baas demek olacak. Hicaz Suud demek olacak. Onlar, bizim bu topraklari, buraya ait oldugumuz icin boylesine askla sevdigimizi hic anlayamayacaklar. Cunku, onlar asla bu topraklara ait olamayacaklar.."Eskiden bir ailenin fertleriydik! Simdi komsu olduk!"
seyyide zeyneb camii


Muhyiddin-i Arabi Hz

Hz.Cafer-i Tayyar hz oglu Abdullah hz. ve Bilal-i Habeşi Hz.

emevi camii ve buyuk carsi


Emevi Camii Emeviler zamanında kilise iken camiye çevrilmiş. Caminin kendisi de büyük avlusu da. Minarelerden birinin ismi ak minare. Hz.İsa'nın yeniden dünyaya bu minareden ineceği rivayeti var. Camiinin iç kısmında ise Hz.Yahya'nın (a.s.) kabri var.
Yorum (2)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı